Sarp
New member
Cafer’in yaptığı şey sadece “Bizi geri vermeyin” demek değildi. Müslümanların kim olduğunu, neye inandıklarını ve neden Mekke’den ayrılmak zorunda kaldıklarını anlatmaktı.
Necâşî’nin Müslümanları koruması sonucunda muhacirler Habeşistan’da güven içinde yaşamaya devam etti. Diyanet Hadislerle İslam
Habeşistan Hicreti Bir Kaçış mıydı?
Bence burada “kaçmak” kelimesinin üzerinde biraz düşünmek gerekiyor.
Çünkü günlük dilde kaçış kelimesi bazen korkaklık çağrışımı yapabiliyor. Oysa Habeşistan hicretine bakıldığında bunun tam tersini görmek mümkün.
Bir insan inancı uğruna doğduğu toprakları terk ediyorsa, tanımadığı bir ülkeye gidiyorsa, ailesiyle birlikte belirsizliğe yürüyorsa ve bütün bunları güvenli bir hayat kurabilmek için yapıyorsa burada ciddi bir cesaret var.
Üstelik Hz. Peygamber, Müslümanların Habeşistan’a gitmesine izin vererek onların hayatlarını korumaya yönelik somut bir çözüm üretmişti.
Bu yönüyle hicret bize şu mesajı veriyor:
Her mücadele aynı yerde verilmek zorunda değildir.
Bazen kalmak cesarettir.
Bazen gitmek.
Bazen konuşmak.
Bazen susmak.
Bazen de insanın kendisini ve ailesini koruyabileceği güvenli bir yere yönelmesi en doğru stratejidir.
Peki Peygamber Efendimiz Nereye Hicret Etti?
İşte burada sorunun ikinci kısmı devreye giriyor.
Hz. Muhammed (s.a.s.) bizzat Habeşistan’a hicret etmemiştir.
Onun gerçekleştirdiği hicret Mekke’den Medine’ye olmuştur.
Bu hicret 622 yılında gerçekleşmiş ve İslam tarihinin en önemli dönüm noktalarından biri hâline gelmiştir. Diyanet kaynaklarında Medine hicreti, Mekke dönemindeki yaklaşık 13 yıllık tebliğ sürecinin ardından başlayan yeni bir dönem olarak anlatılır. Erzincan Diyanet+1
Dolayısıyla soruyu iki şekilde cevaplamak gerekir:
“Müslümanların ilk hicreti nereye oldu?”
Cevap: Habeşistan.
“Peygamber Efendimiz bizzat ilk ve büyük hicretini nereye yaptı?”
Cevap: Medine’ye.
İşte küçük görünen ama aslında çok önemli ayrım burada.
Medine Neden Hicretin Merkezi Hâline Geldi?
Habeşistan Müslümanlara güvenli bir sığınak sağladı. Fakat Medine’nin rolü farklıydı.
Medine, yalnızca “gidilecek güvenli bir yer” değildi. Burada Müslümanlar yeni bir toplumsal yapı oluşturabileceklerdi.
Akabe Biatları bunun zeminini hazırladı. Yesrib halkından bazı kişiler Hz. Peygamber’e bağlılıklarını bildirdi ve Müslümanların Medine’ye gelmesi için ortam oluştu. Kur’an Yolu tefsirinde de Akabe biatlarının Medine’deki Müslüman varlığının temelini oluşturduğu ve hicrete zemin hazırladığı belirtilmektedir. Diyanet Kuranı
Sonrasında muhacirler Medine’ye gitmeye başladı.
Ardından Hz. Peygamber, Hz. Ebû Bekir ile birlikte yola çıktı.
Bu yolculuk sadece şehir değiştirmek değildi.
Mekke döneminden Medine dönemine geçişti.
İslam toplumu açısından yeni bir sayfa açılmasıydı.
Hicretin En Güzel Tarafı: “Ben”den “Biz”e Geçiş
Medine’ye ulaşıldığında hikâyenin başka bir tarafı daha ortaya çıktı: Ensar ve muhacir ilişkisi.
Mekke’den gelenler her şeylerini geride bırakmıştı. Medineli Müslümanlar ise onları yalnızca “misafir” olarak görmedi.
Bu durum hicretin sosyal boyutunu çok güçlü hâle getirdi.
Bir insanın başka bir şehre gelmesi kolay değildir. Yeni ev, yeni iş, yeni çevre, yeni alışkanlıklar... Günümüzde bile şehir değiştiren herkesin bildiği bir durum.
Bir de bütün bunları yüzyıllar önce, modern ulaşım araçlarının olmadığı bir dünyada yaptığınızı düşünün.
Bugün taşınırken en büyük problem “Koltuğu asansöre sığdırabilecek miyiz?” olabiliyor.
O günlerde mesele çok daha büyüktü:
“Yeni hayatımızı nasıl kuracağız?”
Medine’de bunun cevabı toplumsal dayanışma ile verildi.
Hicret Bize Bugün Ne Söylüyor?
Bence hicretin en güncel tarafı burada başlıyor.
Çünkü hicreti sadece tarih kitabındaki bir olay olarak okursak birkaç tarih ve isim öğrenip geçebiliriz.
Ama biraz daha derin düşündüğümüzde karşımıza insan hayatının çok tanıdık meseleleri çıkıyor:
Güvenlik.
Aile.
Aidiyet.
Adalet.
Yeni başlangıçlar.
Fedakârlık.
Belirsizlik.
Ve en önemlisi, doğru zamanda doğru kararı verebilmek.
Habeşistan hicreti bize güvenli bir limanın önemini anlatıyor.
Medine hicreti ise güvenli bir limandan daha fazlasını, yani yeni bir toplum kurma sorumluluğunu gösteriyor.
Bu yüzden “Peygamber Efendimiz ilk nereye hicret etmiştir?” sorusunun cevabını yalnızca tek kelimeyle vermek eksik kalıyor.
Müslümanların ilk hicreti Habeşistan’a, Hz. Peygamber’in bizzat gerçekleştirdiği hicret ise Medine’ye olmuştur.
Ve belki de bu iki hicret arasındaki fark, İslam tarihinin çok güzel bir gerçeğini anlatıyor:
Bazen önce kendini koruyabileceğin bir yer bulman gerekir; sonra o güvenin üzerine yeni bir hayat inşa edersin.
Hicret tam olarak böyle okununca, eski bir yolculuğun hikâyesi olmaktan çıkıp bugünün insanına da dokunan bir tecrübeye dönüşüyor.
Çünkü hepimizin hayatında bir “Mekke”, bir “Habeşistan” ve bir “Medine” olabilir.
Bazen bizi zorlayan bir ortam vardır.
Bazen nefes alabileceğimiz geçici bir sığınak gerekir.
Bazen de sonunda “Artık burada yeni bir hayat kurabiliriz” diyebileceğimiz bir yer.
Asıl soru belki de şu:
İnsan hayatında değişmesi gereken şeyi fark ettiğinde, cesareti kalmakta mı göstermeli, yoksa doğru zamanda yola çıkmakta mı?
İlk muhacirlerin hikâyesi, bu sorunun cevabının her zaman tek kelimelik olmadığını gösteriyor.
Necâşî’nin Müslümanları koruması sonucunda muhacirler Habeşistan’da güven içinde yaşamaya devam etti. Diyanet Hadislerle İslam
Habeşistan Hicreti Bir Kaçış mıydı?
Bence burada “kaçmak” kelimesinin üzerinde biraz düşünmek gerekiyor.
Çünkü günlük dilde kaçış kelimesi bazen korkaklık çağrışımı yapabiliyor. Oysa Habeşistan hicretine bakıldığında bunun tam tersini görmek mümkün.
Bir insan inancı uğruna doğduğu toprakları terk ediyorsa, tanımadığı bir ülkeye gidiyorsa, ailesiyle birlikte belirsizliğe yürüyorsa ve bütün bunları güvenli bir hayat kurabilmek için yapıyorsa burada ciddi bir cesaret var.
Üstelik Hz. Peygamber, Müslümanların Habeşistan’a gitmesine izin vererek onların hayatlarını korumaya yönelik somut bir çözüm üretmişti.
Bu yönüyle hicret bize şu mesajı veriyor:
Her mücadele aynı yerde verilmek zorunda değildir.
Bazen kalmak cesarettir.
Bazen gitmek.
Bazen konuşmak.
Bazen susmak.
Bazen de insanın kendisini ve ailesini koruyabileceği güvenli bir yere yönelmesi en doğru stratejidir.
Peki Peygamber Efendimiz Nereye Hicret Etti?
İşte burada sorunun ikinci kısmı devreye giriyor.
Hz. Muhammed (s.a.s.) bizzat Habeşistan’a hicret etmemiştir.
Onun gerçekleştirdiği hicret Mekke’den Medine’ye olmuştur.
Bu hicret 622 yılında gerçekleşmiş ve İslam tarihinin en önemli dönüm noktalarından biri hâline gelmiştir. Diyanet kaynaklarında Medine hicreti, Mekke dönemindeki yaklaşık 13 yıllık tebliğ sürecinin ardından başlayan yeni bir dönem olarak anlatılır. Erzincan Diyanet+1
Dolayısıyla soruyu iki şekilde cevaplamak gerekir:
“Müslümanların ilk hicreti nereye oldu?”
Cevap: Habeşistan.
“Peygamber Efendimiz bizzat ilk ve büyük hicretini nereye yaptı?”
Cevap: Medine’ye.
İşte küçük görünen ama aslında çok önemli ayrım burada.
Medine Neden Hicretin Merkezi Hâline Geldi?
Habeşistan Müslümanlara güvenli bir sığınak sağladı. Fakat Medine’nin rolü farklıydı.
Medine, yalnızca “gidilecek güvenli bir yer” değildi. Burada Müslümanlar yeni bir toplumsal yapı oluşturabileceklerdi.
Akabe Biatları bunun zeminini hazırladı. Yesrib halkından bazı kişiler Hz. Peygamber’e bağlılıklarını bildirdi ve Müslümanların Medine’ye gelmesi için ortam oluştu. Kur’an Yolu tefsirinde de Akabe biatlarının Medine’deki Müslüman varlığının temelini oluşturduğu ve hicrete zemin hazırladığı belirtilmektedir. Diyanet Kuranı
Sonrasında muhacirler Medine’ye gitmeye başladı.
Ardından Hz. Peygamber, Hz. Ebû Bekir ile birlikte yola çıktı.
Bu yolculuk sadece şehir değiştirmek değildi.
Mekke döneminden Medine dönemine geçişti.
İslam toplumu açısından yeni bir sayfa açılmasıydı.
Hicretin En Güzel Tarafı: “Ben”den “Biz”e Geçiş
Medine’ye ulaşıldığında hikâyenin başka bir tarafı daha ortaya çıktı: Ensar ve muhacir ilişkisi.
Mekke’den gelenler her şeylerini geride bırakmıştı. Medineli Müslümanlar ise onları yalnızca “misafir” olarak görmedi.
Bu durum hicretin sosyal boyutunu çok güçlü hâle getirdi.
Bir insanın başka bir şehre gelmesi kolay değildir. Yeni ev, yeni iş, yeni çevre, yeni alışkanlıklar... Günümüzde bile şehir değiştiren herkesin bildiği bir durum.
Bir de bütün bunları yüzyıllar önce, modern ulaşım araçlarının olmadığı bir dünyada yaptığınızı düşünün.
Bugün taşınırken en büyük problem “Koltuğu asansöre sığdırabilecek miyiz?” olabiliyor.
O günlerde mesele çok daha büyüktü:
“Yeni hayatımızı nasıl kuracağız?”
Medine’de bunun cevabı toplumsal dayanışma ile verildi.
Hicret Bize Bugün Ne Söylüyor?
Bence hicretin en güncel tarafı burada başlıyor.
Çünkü hicreti sadece tarih kitabındaki bir olay olarak okursak birkaç tarih ve isim öğrenip geçebiliriz.
Ama biraz daha derin düşündüğümüzde karşımıza insan hayatının çok tanıdık meseleleri çıkıyor:
Güvenlik.
Aile.
Aidiyet.
Adalet.
Yeni başlangıçlar.
Fedakârlık.
Belirsizlik.
Ve en önemlisi, doğru zamanda doğru kararı verebilmek.
Habeşistan hicreti bize güvenli bir limanın önemini anlatıyor.
Medine hicreti ise güvenli bir limandan daha fazlasını, yani yeni bir toplum kurma sorumluluğunu gösteriyor.
Bu yüzden “Peygamber Efendimiz ilk nereye hicret etmiştir?” sorusunun cevabını yalnızca tek kelimeyle vermek eksik kalıyor.
Müslümanların ilk hicreti Habeşistan’a, Hz. Peygamber’in bizzat gerçekleştirdiği hicret ise Medine’ye olmuştur.
Ve belki de bu iki hicret arasındaki fark, İslam tarihinin çok güzel bir gerçeğini anlatıyor:
Bazen önce kendini koruyabileceğin bir yer bulman gerekir; sonra o güvenin üzerine yeni bir hayat inşa edersin.
Hicret tam olarak böyle okununca, eski bir yolculuğun hikâyesi olmaktan çıkıp bugünün insanına da dokunan bir tecrübeye dönüşüyor.
Çünkü hepimizin hayatında bir “Mekke”, bir “Habeşistan” ve bir “Medine” olabilir.
Bazen bizi zorlayan bir ortam vardır.
Bazen nefes alabileceğimiz geçici bir sığınak gerekir.
Bazen de sonunda “Artık burada yeni bir hayat kurabiliriz” diyebileceğimiz bir yer.
Asıl soru belki de şu:
İnsan hayatında değişmesi gereken şeyi fark ettiğinde, cesareti kalmakta mı göstermeli, yoksa doğru zamanda yola çıkmakta mı?
İlk muhacirlerin hikâyesi, bu sorunun cevabının her zaman tek kelimelik olmadığını gösteriyor.